1946

7 Ocak: Demokrat Parti Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.

21 Temmuz: Yapılan ilk çok partili seçimde CHP 396, ancak 16 ilde seçime girebilen DP 62, bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkardı.

1948

18 Temmuz: Demokrat Parti'den ayrılan Kurtuluş Savaşı komutanlarından Mareşal Fevzi Çakmak ve Osman Bölükbaşı Millet Partisi'ni kurdu.

1950

14 Mayıs: Genel seçimlerde halk CHP'nin 27 yıllık tek parti iktidarına son verdi. Seçimlerin sonucunda Demokrat Parti %53.3 oy oranı ile TBMM'ye 408 milletvekili soktu. CHP %39.9 oranında oy almasına rağmen 69, MP ise 1 milletvekili ile temsil edildi.

22 Mayıs: Celal Bayar Türkiye Cumhuriyeti'nin üçüncü cumhurbaşkanı oldu. Adnan Menderes başkanlığındaki ilk Demokrat Parti Hükûmeti kuruldu. Refik Koraltan da meclis başkanı olarak göreve başladı.

29 Mayıs: Başbakan Menderes "sadece millete mal olmuş inkılâpları saklı tutacağız" dedi.

6 Haziran: DP Hükûmeti genelkurmay başkanı, kuvvet komutanları ve diğer bazı generalleri görevlerinden aldı.

16 Haziran: Demokrat Parti Hükûmeti'nin ikinci önemli icraatı Arapça ezan okunma yasağını kaldırması oldu. (Türkçe ezan yasaklanmamıştır, yalnızca ezanın Arapça da okunabileceği belirtilmiştir. Ne var ki, bu karar 1932'den beri Türkçe okunan ezanın sonu olmuştur.)

5 Temmuz: Radyodan dinî program yayın yasağı kaldırıldı.

7 Temmuz: Dünya Bankası Türkiye’ye 16 milyon 400 bin dolar kredi açtı.

9 Temmuz: Kore Savaşı'nda Birleşmiş Milletler bütün ulusları komünist Kuzey Kore'ye karşı ABD'nin geniş katılımıyla oluşturulacak askerî güce katılmaya çağırdı.

28 Temmuz: Türk Barışseverler Cemiyeti'nin Türkiye'nin Kore'ye asker göndermesini protesto amacıyla bildiri dağıtmasına izin verilmedi. Cemiyet başkanı Behice Boran ve genel sekreter Adnan Cemgil tutuklandı.

1 Ağustos: Türkiye Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı'na (NATO) başvurdu.

28 Ağustos: Bir yazarın tarih kitaplarından İnönü'nün adını çıkartması tartışmalara yol açtı.

3 Eylül: Belediye seçimlerinde 600'ü aşkın CHP'li belediyeden 560'ı Demokrat Parti'ye geçti.

16 Eylül: Türkiye'nin, NATO'ya girme başvurusu reddedildi.

25 Eylül: General Tahsin Yazıcı komutasındaki 4500 kişilik bir tabur, tüm masraflar bize ait olmak üzere ve TBMM kararı olmaksızın Kore Savaşı'na gönderildi. (Bu, başta ABD olmak üzere batının gözünde girebilmek için onlar tarafından en geçerli ihraç malımız kabul edilen Mehmetçik'in uluslararası düzeyde ilk pazarlanışıdır.)

3 Aralık: Arap harfleriyle tedrisat yapmak için gizli ya da aleni dershane açanlar hakkında 23 Eylül 1931 gün ve 12073 sayılı kararnamedeki yasaklama kaldırıldı.

12 Aralık: Hükûmet, CHP'nin genel merkez binasına el koyarak hazine'ye mal etti.

1951

20 Şubat: Rus yazarların kitaplarının okul kütüphanelerinden çıkarılmasına karar verildi.

24 Şubat: Kırşehir'de Atatürk büstü saldırıya uğradı.

12 Mart: Demokrat Parti Konya İl Kongresi'nde fes, çarşaf ve Arap harflerinin serbest bırakılması istendi.

13 Mart: Demokrat Parti İzmir Belediye Başkanı Rauf Onursal, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün Halife Abdülmecid gibi sınır dışı edilmesini istedi.

25 Mart: Millî Eğitim Bakanı Tevfik İleri, solcu öğretmenlerin tasfiyesinin sürdüğünü açıkladı.

3 Mayıs: Demokrat Parti Meclis Grubu'nda din eğitiminin genişletilmesi istendi.

4 Mayıs: Menderes mecliste yaptığı konuşmada "halkevleri, halkodaları faşist anlayış ve düşüncelerin ürünüdür. Bunlar sosyal yapımız içindeki tümüyle gereksiz, boş, geri ve yabancı unsurlardır" dedi. (Halkevlerinin topluma katkılarının özeti bkz. EK-1)

28 Mayıs: Demokrat Parti Hükûmeti, işçi sendikalarının faşist ve komünist sistemlerin bir öğesi olarak kurulduklarını ileri sürdü. Yeni bir sendika yasası hazırlama kararı aldı.

22 Haziran: İstanbul İnönü Stadyumu'nun adı Mithatpaşa Stadı olarak değiştirildi.

1 Temmuz: Atatürk'ün heykel ve büstlerine karşı ülke düzeyinde yaygınlaşmış olan saldırıları kınamak için yurdun çeşitli yerlerinde protesto mitingleri yapıldı.

25 Temmuz: Atatürk Kanunu 25 Temmuz 1951'de mecliste kabul edildi. Amaç Atatürk devrimlerini korumak, Atatürk heykel ve anıtlarına saldırıların önüne geçmekti.

1 Ağustos: Yabancı Sermaye Yatırımlarını Teşvik Kanunu çıktı.

8 Ağustos: Hükûmet halkevlerine el koydu.

19 Eylül: Kuzey Atlantik Paktı Konseyi, Türkiye ve Yunanistan'a NATO'ya katılma çağrısı yaptı.

20 Eylül: Türkiye'nin NATO'ya katılması kabul edildi.

9 Ekim: Devlet iç borçları 2 milyar 565 milyon liraya yükseldi.

26 Ekim: İllegal Türkiye Komünist Partisi'ne yönelik büyük çapta tutuklamalar yapıldı. Tutuklananlar arasında Zeki Baştımar, Mihri Belli, Sevim Tarı gibi tanınmış isimler vardı.

4 Kasım: İlkokulların ders programlarına din dersi konuldu.

1952

12 Ocak: ABD yönetimi, Marshall Plânı çerçevesinde Türkiye'ye 58 milyon dolarlık askeri yardım yapılmasını onayladı.

15 Ocak: Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye'nin Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı'na girişini onayladı.

21 Ocak: Millî Savunma Bakanlığı, Kore'de 34 subay, 46 astsubay ve 1252 erin şehit olduğunu açıkladı.

18 Şubat: NATO'ya katılma protokolünü 1951 yılında Londra'da imzalayan Türkiye, 18 Şubat'ta örgüte resmen üye oldu. Bunun neticesi olarak topraklarımıza ABD askerî üsleri kurulmaya başlandı.

5 Haziran: Lozan Antlaşması'na göre Fener Rum Patrikhanesi'nin başındaki kişinin Türkiye vatandaşı olması gerekir. Bu ilke ilk kez ABD'den uçakla gönderilen Athenagoras'ın Türkiye'ye sokulması ile ihlâl edildi. Başbakan Menderes Athenagoras'ı ziyaret etti ve elini öptü.

18 Temmuz: Türkiye, Birleşmiş Milletler'e elli altıncı üye olarak kabul edildi.

8 Ekim: Balıkesir’e giden CHP Başkanı İnönü'yü vali kent dışında karşılayarak kente girmemesini, girerse olaylar çıkabileceğini ve kendisinin sorumluluk almayacağını belirtti. İnönü gezisinden vazgeçti.

24 Aralık: "Anayasayı Yaşayan Dile Çevirmek" şeklinde adlandırılan yasa önerisi ile 1945 yılında Türkçeleştirilmiş olan anayasa metni, yürürlükten kaldırıldı. 24 Nisan 1924'te kabul edilmiş olan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu yeniden uygulamaya kondu, anayasadaki Öztürkçe kelimeler ayıklandı. (Örneğin bakanlık yerine vekalet kelimesi kullanılmaya başlandı, Genelkurmay Başkanlığı'nın adı Erkan-ı Harbiye-yi Umumi Reisliği şeklinde değiştirildi.)

1953

21 Ocak: Petrollerimizin işletilmesiyle ilgili ilk anlaşma bir ABD şirketiyle yapıldı.

9 Nisan: Maliye Bakanı Hasan Polatkan, döviz açığının 553 milyon dolar olduğunu açıkladı.

14 Nisan: Döviz alım satımı serbest bırakıldı.

17 Nisan: Ev kiralarına %100, dükkan kiralarına %150 zam yapıldı.

30 Mayıs: Sovyetler Birliği Türkiye'ye nota verdi. Türkiye'den toprak talebi olmadığını, dostluk ilişkisi kurmak istediklerini bildirdi.

8 Temmuz: Millet Partisi irticai faaliyet gerekçesiyle kapatıldı, mallarına el kondu.

21 Temmuz: Profesörlerin politika ile uğraşmalarını yasaklayan kanun kabul edildi.

27 Temmuz: 2 milyondan fazla insanın öldüğü Kore Savaşı sona erdi.

9 Eylül: Millet gazetesi başyazarı Nurettin Ardıçoğlu 3 sene 2 ay, yazı işleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu 2 sene 1 ay hapse mahkûm oldu.

14 Aralık: Hükûmet, CHP'nin menkul ve gayrımenkullerinin hazineye devredilmesine yönelik bir yasa çıkardı.

24 Aralık: CHP'nin yayım organı Ulus gazetesine el konuldu.

1954

18 Ocak: Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu kabul edildi.

27 Ocak: Millet Partisi yöneticileri birer gün hapis cezasına çarptırıldı.

27 Ocak: 6234 sayılı yasayla Köy Enstitüleri kapatıldı. (Köy enstitülerinin topluma katkılarının özeti bkz. EK-2).

24 Şubat: İstanbul’da sıcaklık -6 dereceye düştü. Tuna Nehri'nden koparak Karadeniz'e ulaşan ve daha sonra İstanbul Boğazı'na inen buzlar boğazı ve limanı kapladı. Deniz trafiği durdu.

7 Mart: Petrol işletmeciliğini yabancı sermayeye açan ve Max Ball adlı bir yabancının hazırladığı Petrol Yasası mecliste kabul edildi.

8 Mart: Basını sıkı kontrol altına alan ve basın suçlarına yönelik cezaları yükselten Basın Kanunu kabul edildi. Hakaret suçuyla yargılananlara iddialarını mahkemede ispat hakkı tanınması isteği reddedildi.

14 Mart: Demokrat Parti'den istifa ederek CHP'ye geçen Adnan Menderes'in yeğeni Özdemir Evliyazade, Cumhurbaşkanı Celal Bayar'a hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.

18 Nisan: Mersin'de seçim konuşması yapan ana muhalefet lideri İnönü DP'lilerin saldırısı ile engellendi. İnönü alandan zorlukla kaçırılıp kurtarılabildi.

2 Mayıs: Genel seçimler yapıldı. Oyların %57.6’sını alan Demokrat Parti 503 sandalye kazanırken, %35.4 oy alan CHP sadece 31 milletvekili çıkarabildi.

14 Mayıs: TBMM seçim sonrası ilk toplantısını yaptı. Celal Bayar yeniden cumhurbaşkanı seçildi. Adnan Menderes kabineyi kurmakla görevlendirildi. Seçimlerden hemen sonra Celal Bayar "ince demokrasiye paydos" söylemiyle antidemokratik yasalarla tedbirlerin sürdürüleceğinin altını çiziyordu.

30 Mayıs: Muhalefet lideri Osman Bölükbaşı'yı seçen Kırşehir, ceza olarak il olmaktan çıkarılıp ilçe yapıldı. Bununla da yetinilmedi ve bölünerek eski ilçelerinden bir kısmı ile Nevşehir ili kuruldu.

14 Haziran: Seçimlerde CHP'ye oy veren Malatya ceza amacıyla bölünerek Adıyaman ili kuruldu.

21 Haziran: Demokrat Parti kendi kadrolarını kurmak için devlette tasfiyeye yöneldi. Yeni çıkarılan bir yasayla hükûmete, 60 yaşını ya da 25 hizmet yılını doldurmuş yargıç ve profesörleri emekliye ayırma yetkisi verildi.

5 Temmuz: Memur Tasfiye Yasası çıktı. Artık hükûmetin eline memurlara bir süre için işten el çektirebilecek ya da emekli edebilecek güç geçti.

7 Ağustos: Millet gazetesi sahibi Fuat Arna, bir yazısında Başbakan Adnan Menderes'e hakaret ettiği gerekçesiyle tutuklandı.

18 Ağustos: Millet gazetesi yazarı Nurettin Ardıçoglu ile yazı işleri müdürü Hüsnü Söylemezoğlu gazetede çıkan bir yazıdan dolayı 7'şer ay hapis cezasına çarptırıldılar.

21 Ağustos: Liseler 11 sınıfa indirildi.

28 Ağustos: Emekli General Sadık Aldoğan tutuklandı. Gerekçe Millet gazetesine yazdığı bir yazıda adliyenin manevi kişiliğine hakaret etmek.

23 Eylül: Yeni Ulus gazetesindeki yazıları nedeniyle Hüseyin Cahit Yalçın, Cemal Sağlam, İbrahim Cüceoğlu hapis ve Nihat Erim para cezasına çarptırıldı.

1 Aralık: Demokrat Parti'ye muhalif Yeni Ulus gazetesinin yazarlarından Hüseyin Cahit Yalçın "hükûmetin manevi şahsiyetini tahkir ettiği" gerekçesiyle 26 ay hapse mahkum edildi ve 79 yaşında hapse girdi.

1955

1 Nisan: Kıbrıs'ta EOKA terör örgütü faaliyetlerine başladı.

8 Nisan: İstanbul'da hane başına 100 gram kahve dağıtımına başlandı. Kahve alanlar muhtarların hazırladığı listeleri imzaladı.

14 Mayıs: Sovyetler Birliği ve Doğu Avrupa'daki sosyalist ülkeler yeni bir askerî ittifak içeren Varşova Paktı'nı imzaladılar.

20 Mayıs: Akis dergisi yazı işleri müdürü Cüneyt Arcayürek tutuklandı.

9 Haziran: Türk bayrağını yırtmaktan sanık 4 Amerikalı beraat etti.

10 Haziran: İstanbul Hilton Oteli açıldı. İnşaatı 2.5 yılda biten otelde 300 oda, 500 yatak bulunuyor.

23 Haziran: Hükûmete muhalif Akis dergisinin yazı isleri müdürü Cüneyt Arcayürek "hükûmetin nüfuzunu kıracak neşriyat yapması ve bu suçu işlemekte devam etmesi ihtimalinin bulunması" gerekçesiyle 6 ay hapis cezasına çarptırıldı.

20 Temmuz: Polis, CHP Isparta İl Kongresini dağıttı. Genel Sekreter Kasım Gülek kürsüden indirildi.

24 Ağustos: Karadeniz gezisine çıkmış olan CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, Sinop'ta tutuklanarak İstanbul’a getirildi ve bir gün hapiste kaldı. (Ertesi yıl benzer bir geziye kalkışması ve Rize'de dükkân sahiplerinin elini sıkması gösteri yürüyüşü sayılarak 6 ay hapse mahkûm olacaktır.)

5 Eylül: (Daha sonraki yıllarda Demokrat Parti'nin bir tertibi olduğu ortaya çıkacağı üzere) İstanbul Ekspres gazetesinde Atatürk'ün Selanik'teki evine bomba atıldığı haberi yayımlandı.

6 Eylül: Atatürk'ün evine bomba atıldığı haberi üzerine Kıbrıs Türktür Cemiyeti'nin Taksim Meydanı'nda düzenlediği açık hava toplantısı, 6-7 Eylül olaylarını başlattı. Çok önceden planlanan gösteriler kısa zamanda Rum vatandaşların işyeri ve evlerine yönelik yağmaya dönüştü. İstanbul, Ankara, İzmir’de sıkıyönetim ilan edildi.

7 Eylül: Olaylar diğer kentlere de sıçradı, TBMM olağanüstü toplandı. Hükûmet kendi tertibi olan olayları muhaliflerinin üzerine yıkmak, bir taşta iki kus vurarak onlardan da kurtulmak amacıyla yeni bir plânı uygulamaya koydu. Emniyet amirliklerince komünist olarak bilinen 48 kişi, tahrik ve tahrip suçlamasıyla tutuklanıp harbiyeye getirildi. İdam talebiyle yargılanması öngörülen bu kişiler arasında Aziz Nesin, Kemal Tahir, Dr. Can Boratav, Asım Bezirci, Hasan İzzettin Dinamo da bulunuyordu.

9 Eylül: İstanbul'da 3, Ankara ve İzmir'de birer askerî mahkeme kuruldu.

10 Eylül: İçişleri Bakanı Namık Gedik ile İstanbul Emniyet Müdürü Alaaddin Eriş görevlerinden istifa etti.

12 Eylül: TBMM sıkıyönetimi 6 ay uzattı.

16 Eylül: İzmir'de Sabah Postası gazetesi kapatıldı. Gazetenin yazı işleri müdürü ve başyazarı Orhan Rahmi Gökçe tutuklandı.

19 Eylül: Muhalif yayımlarından dolayı Ankara'da Ulus gazetesi süresiz, İstanbul’da ise Hergün, Hürriyet ve Tercüman gazeteleri 15 gün süreyle kapatıldı.

15 Ekim: Demokrat Parti içerisinde muhalefet yaptığı gerekçesiyle 9 milletvekili partiden ihraç edildi. Onları destekleyen 10 milletvekili de kendi isteği ile partiden ayrıldı. Onbirler Hareketi olarak anılan bu milletvekilleri, bakanlar hakkındaki iddialarda "ispat hakkını yasaklayan kanunun" kaldırılmasını sağlayacak bir fıkranın anayasaya eklenmesini istiyorlardı. (Siyasîler hakkında bir iddia ileri sürenler hakaret suçuyla yargılanıp mahkum olmaktaydılar. Yargılanan kişiye iddiasını ispat hakkı tanınmamaktaydı. Reddedilen, bu hakkın tanınması isteğiydi.)

24 Ekim: Bayındırlık Bakanı Muammer Çavuşoğlu, 6-7 Eylül olaylarında uğradıkları kayıplar dolayısıyla, İzmir'deki Yunan Konsolosluğu'na, (suçluluk psikozu içerisindeki hükûmet adına resmi özür yerine geçmek üzere) Yunan Bayrağı çekti ve uluslararası düzeyde özel bir davranış örneği verdi.

17 Aralık: Ankara ve İzmir'de sıkıyönetim kaldırıldı.

20 Aralık: Demokrat Parti'den ayrılan 19 milletvekili Hürriyet Partisi'ni kurdular.

1956

5 Şubat: Meriç ve Tunca nehirleri dondu. Yeşilköy ve Mecidiyeköy'e kurtlar indi, İstanbul halkı ekmeksiz kaldı.

8 Şubat: Ekonomik sıkıntılar nedeniyle gazetelerin sayfaları 6'ya indirildi.

2 Mart: Cumhurbaşkanına hakaretten sanık Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker 1 yıl hapse mahkum oldu

8 Nisan: Başbakan Adnan Menderes muhalefeti "siyasî sapıklık, sahte ihtilalcilik, inkarcılık, adi ve alçak iftiracılık, sahte hürriyetçilik ve tedhişçilik"le suçladı.

29 Nisan: Ankara'da gazeteciler Oktay Ekşi, Hikmet Tanılkan, Altan Öymen, Aydın Köker ve Seyfettin Turhan götürüldükleri Çankaya Karakolu'nda hakarete uğradılar.

1 Mayıs: 6-7 Eylül olaylarında zarar gören kiliselere 10 milyon lira avans verildi.

31 Mayıs: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, "adım adım mutlakiyete gidiyoruz" dedi.

7 Haziran: Demokrat Parti Hükûmeti'nin hazırladığı yeni Basın Kanunu mecliste kabul edildi. Hürriyet Partisi adına konuşan Turan Güneş "bu kanunla değil basın özgürlüğü, basın bile kalmayacak" dedi.

9 Haziran: Basına baskılar sürüyor; Halk gazetesi toplatıldı.

14 Haziran: CHP Genel Sekreteri Kasım Gülek, TBMM'nin manevi şahsına hakaret ettiği gerekçesiyle 1 yıl hapse ve 4 ay Bursa'da ikâmete mahkûm oldu.

15 Haziran: En etkili muhalif yayımlardan haftalık Akis dergisi toplatıldı.

27 Haziran: Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanunu görüşmelerinde İnönü: "Aramızdaki farkı bilelim. Biz mutlakiyetten bugüne geldik, siz bugünden mutlakiyete gidiyorsunuz." dedi. Muhalefet topluca salonu terk etti. Tasarı DP'lilerin oylarıyla yasalaştı.

22 Temmuz: Akis dergisi yine toplatıldı.

30 Temmuz: Ordu, Giresun ve Trabzon'da Cumhuriyet Halk Partililerin siyasî toplantı yapmalarına izin verilmedi.

4 Ağustos: Ulus gazetesi toplatıldı.

13 Ağustos: Bakanlar Kurulunca ortaokullarda din dersi okutulmasına karar verildi.

14 Eylül: Akis dergisi toplatıldı.

28 Eylül: Maliye, İstanbul'da hazineye ait 10 bin arsa ve 500 binayı satışa çıkardı.

1957

11 Şubat: CHP Genel Başkanı İnönü'nün damadı ve Akis dergisi başyazarı Metin Toker tutuklanarak cezaevine girdi.

14 Şubat: Başbakan Menderes, Ankara'da Kocatepe Cami'nin yapımı için cami yaptırma derneğine 100.000 TL bağış yaptı.

11 Nisan: Halk gazetesi sahibi Ratip Tahir Burak, bir karikatürü nedeniyle tutuklandı.

17 Nisan: Atatürk Orman Çiftliği'nden arazi satılabilmesine olanak tanıyan kanun kabul edildi. (Atatürk'ün elleriyle oluşturduğu ve Türk halkına armağan olarak bıraktığı bu çiftliğin bugün yağmalanmasına yol açan süreç böylece başlamış oldu.)

6 Mayıs: İstanbul, Ankara, Eskişehir, Adana ve Bursa'da isçi sendikaları kapatıldı.

11 Mayıs: Zaman gazetesinden Nusret Safa Coşkun ve Rıfat Ekinci birer yıl hapse mahkum oldular.

19 Mayıs: Kayseri'de halka yaptığı açıklamada Menderes, DP'nin iktidarda olduğu yedi yıl içinde yeni 15.000 cami inşa edildiğini ve başta Süleymaniye Cami olmak üzere 86 caminin onarıldığını belirterek övündü.

27 Mayıs: Demokrat İzmir gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı.

31 Mayıs: Bakırköy Derbi Lastik Fabrikası hammadde yokluğundan kapandı. 720 işçi işsiz kaldı.

12 Haziran: 30 Haziran 1954 tarihinde ilçe yapılan Kırşehir yeniden il yapıldı.

2 Temmuz: Cumhuriyetçi Millet Partisi Genel Başkanı ve Kırşehir milletvekili Osman Bölükbaşı tutuklandı. (Hulusi Turgut'un Osman Bölükbaşı'nın tutukluluğu hakkındaki yazısı bkz: EK-3)

6 Temmuz: Hükûmet, İstanbul Gazeteciler Sendikası'nı bir süre için kapattı.

20 Ekim: DP'nin din istismarı hızlanıyor. Menderes Adana'da yaptığı seçim konuşmasında "İstanbul'u ikinci bir Mekke, Eyüp Sultan Cami'ni de ikinci bir Kâbe yapacağız" dedi.

27 Ekim: Genel seçimler yapıldı. Oyların %47.9'unu alan DP 419, %41.1'ini alan CHP 173, %7.1'ini alan CMP 4, %3.8'ini alan HP 2 ve bağımsızlar 2 milletvekili çıkardı.

27 Ekim: 1957 seçimleri, 1946 seçimleri ile birlikte tarihimizin en şaibeli seçimleridir. İktidarın tertip, baskı ve sandık hileleri tepkilere, kan akmasına neden olmuştur. En vahim olaylar Gaziantep'te yaşanmış, seçimi ilk önce CHP'nin kazandığı ilan edilmiş fakat sonra bu karar değiştirilmiştir. Bu olayın yarattığı tepkiler iki gün sonra CHP'lilerin Cumhuriyet Bayramı kutlama alanına sokulmaması nedeniyle doruğa çıkmış, ayaklanmaya dönüşmüştür. Olayları yatıştırmak amacıyla askerî uçaklara kent üzerinde alçak uçuş yaptırmak dahil her yöntemi kullanmak gerekmiştir. Aralarında Ali İhsan Göğüş ve Cemil Sait Barlas gibi önde gelenlerin de bulunduğu CHP'liler tutuklandılar ve 5.5 ay hapiste kaldılar.

29 Ekim: Gaziantep olayları ile seçim günü Mersin'de bir CHP'linin öldürülmesi olayına yayın yasağı konuldu.

1 Kasım: Yeni meclisin toplanacağı bugün halkın tepkisinden çekinen iktidar başta meclisin çevresini tanklarla çevirmek dahil kentin tüm önemli noktalarına askerî birlikler yerleştirdi.

1 Kasım: TBMM, 11. dönem çalışmalarına başladı. İstanbul Milletvekili Celal Bayar 413 oyla 3. defa cumhurbaşkanlığına seçildi. Kabineyi kurmakla Adnan Menderes görevlendirildi.

28 Kasım: Hürriyet Partisi fesih kararı aldı. CHP ile güç birliğine karar verildi.

27 Aralık: Basının TBMM çalışmalarına ilişkin haberlerini kısıtlamak üzere meclis iç tüzüğünde yapılan değişiklikleri eleştiren Anayasa Profesörü Hüseyin Nail Kubalı, hükûmet tarafından İstanbul Üniversitesi'ndeki görevinden uzaklaştırıldı.

1958

28 Ocak: Kıbrıs'ta Türklere yönelik şiddet olayları meydana geldi. İngiliz askeri Türklere karşı ilk defa silah kullandı.

3 Mart: Demokrat Parti örgütlerinin Ramazan ayı boyunca camilerde düzenlediği mevlitlerin propaganda amacıyla devlet radyosundan naklen yayını uygulaması başlatıldı.

9 Nisan: CHP'nin yayım organı olan Ulus gazetesi üçüncü kez bir ay süreyle kapatıldı. Kapatmaya Ankara Milletvekili Bülent Ecevit'in bir yazısı yol açtı. Gazetenin sorumlu müdürü Ülkü Arman 1 yıl, karikatürcü Halim Büyükbulut da 14 ay hapis cezası aldı.

30 Nisan: Et sıkıntısını gidermek için Yeni Zelanda'dan koyun eti ithal edildi.

6 Mayıs: Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Nihat Subaşı 8 aylık hapis cezasını yatmak üzere cezaevine girdi.

7 Mayıs: Ulus gazetesi yazarı Şinasi Nahit Berker 8 ay yatmak üzere cezaevine girdi

8 Mayıs: Yeni Gün gazetesi yazı işleri müdürü Erdoğan Tokatlı 34 gün yatmak üzere cezaevine girdi.

8 Mayıs: Sıkıyönetim kararlarına uymadığı iddiasıyla Milliyet gazetesi 15 gün süreyle kapatıldı.

9 Mayıs: Yeni Gün gazetesi ve Akis dergisi birer ay kapatıldı. Yazı işleri müdürleri Altan Öymen 10 ay, Tarık Holulu 16 ay hapis cezasına çarptırıldı.

14 Mayıs: Akis dergisi sorumlu müdürü Ziya Ademhan 1 yıl hapse mahkum oldu.

28 Mayıs: Eskişehir'de Hür Bilek gazetesinin sahibi Abdülkadir Gürol ile yazarı İsmail Aras 1'er yıl hapis cezasına çarptırıldı; gazete 1 ay süreyle kapatıldı.

28 Mayıs: Akis dergisi yazı işleri müdürü Yusuf Ziya Ademhan 3 yıl, başyazarı Metin Toker 1 yıl hapis cezasına çarptırıldı; dergi de 3 ay kapatıldı.

28 Mayıs: Basın suçlularının affı tasarısı DP'lilerin oyu ile reddedildi.

2 Haziran: İnönü'nün İstanbul CHP Merkezi'nde yaptığı basın toplantısındaki demecine yayın yasağı konuldu.

5 Haziran: Lüleburgaz'da yayımlanmakta olan Özdilek gazetesinin sahibi ve başyazarı Gültekin Arda 9 ay hapis cezasına çarptırıldı.

6 Haziran: Basına baskılar sürüyor. Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman ile aynı gazetenin yazarı Oktay Verel 1'er yıl, cezaevinde bulunan Şinasi Nahit Berker'le Nihat Subaşı da 4'er ay hapis cezasına çarptırıldı.

25 Haziran: CHP Ankara Milletvekili Bülent Ecevit'in bir yazısı nedeniyle Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman 1 yıl hapse mahkum oldu; gazete 1 ay kapatıldı.

12 Temmuz: Kıbrıs'ta olaylar tırmanıyor. Beş Kıbrıs Türkü pusuya düşürülerek öldürüldü.

14 Temmuz: Irak'ta darbe gerçekleşti. Kral Faysal ve Başbakan Nuri Sait Paşa öldürüldüler. (DP yöneticileri bu olaydan çok etkilendiler.)

16 Temmuz: Orta Doğu'daki muhtemel karışıklıklara müdahale etmek amacıyla 11 bin ABD askerinin İncirlik üssüne indirilmesine başlandı.

19 Temmuz: Nükleer silah taşıyan ABD uçakları İncirlik üssüne indi.

2 Ağustos: Uluslararası Para Fonu (IMF) baskısıyla cumhuriyet tarihinin en yüksek orandaki devalüasyonu yapılarak 1 dolar 2.80 TL'den 9 TL'ye çıkarıldı. Devalüasyon oranı yüzde 221 oldu.

4 Ağustos: IMF Türkiye'ye 250 milyon dolar kredi verdi.

6 Eylül: Başbakan Adnan Menderes "dam sehpalarında can verenlerden ders alsalar ya…" diyerek muhalefeti tehdit etti.

7 Eylül: CHP Genel Başkanı İnönü "sehpalar kurulursa nasıl işleyeceğini kimse bilemez" diyerek başbakana cevap verdi.

9 Eylül: İzmir'in Kurtuluş Günü törenlerine siyasî parti temsilcilerinin katılması iktidar aleyhine ve CHP lehine tezahürat yapılacağı endişesiyle yasaklandı.

21 Eylül: Başbakan Menderes CHP'nin parti olmadığını, İsmet İnönü'nün siyaseti bırakması gerektiğini, basının her istediğini yazamayacağını söyledi.

22 Eylül: İnönü "demokrasiye paydos demeye Demokrat Parti genel başkanının gücü yetmeyecektir" şeklinde cevap verdi.

12 Ekim: Başbakan Adnan Menderes yurttaşlara muhalefetin kin ve husumet cephesine karşı bir "Vatan Cephesi" kurmaları çağrısında bulundu. DP iktidarı ülkede demokratikleşmeyi sağlamak iddiasıyla gelmiş ancak uygulamalarıyla ülkede cepheleşmeyi arttırmış, kendi dışındaki siyasî güçleri tasfiye etmeye çalışmıştı. Bu uygulamalardan birisi de, vatandaşları ancak CHP'ye karşı olmakla vatansever kabul eden bu uygulamadır. O tarihten sonra ülkenin her yanında Vatan Cephesi örgütleri kurulmaya başlandı. Üyeler aslında DP'ye üye oluyorlar fakat katıldıkları örgüte Vatan Cephesi deniyordu. Vatan Cephesi kuranların ve katılanların adları her gün radyoda tek tek okunuyordu. Rakipsiz tek yayın organı olan devlet radyosunda (çoğu gerçek dışı olduğu iddia edilen) bu listelerin her gün ve dakikalarca okunması vatandaşta sıkıntı ve tepkinin yanı sıra siyasal gerilimi de büsbütün artıran bir kampanyaydı. DP ve CHP'lilerin kahvehanelerini dahi ayırdıkları gözlenmeye başladı.

18 Ekim: Zile'yi ziyaret eden İnönü'nün karşılanmaması için ev ve işyerlerinden çıkmaları kaymakam tarafından yasaklanmaya çalışılan halkla güvenlik güçleri arasında uzun süren çatışmalar yaşandı. Halka karşı basınçlı su, cop/dipçik, göz yaşartıcı bomba kullanıldı, havaya ateş açıldı.

19 Ekim: Başbakan Menderes, Said-i Nursî'nin yaşadığı Emirdağ'da Nurcular tarafından hilafet ve saltanatı temsil eden iki tuğralı, yeşil bayrak açılarak karşılandı. Menderes'in Emirdağ'ı bu ziyaretini özel bir destek işareti olarak değerlendiren Said-i Nursî, bu olaydan sonra ülke içinde gezilere başladı. (Menderes Risale-i Nur kitaplarının ilk kez serbestçe basılması için 1956'da talimat vermiş ve kağıt tahsisi yapmıştı.)

3 Kasım: CHP'nin yayım organı Ulus gazetesi 1 ay süre ile tekrar kapatıldı.

30 Kasım: İnönü'nün damadı Metin Toker Akis dergisindeki bir yazıdan dolayı ikinci kez bir yıl hapis cezasına çarptırıldı. (Adalet Bakanı Esat Budakoğlu, TBMM'de bir soru üzerine Demokrat Parti'nin ilk sekiz yıllık hükûmet dönemi içerisinde 811 gazeteciye toplam 57 yıl hapis cezası verilmiş olduğunu açıkladı.)

1959

21 Ocak: Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun Ulus gazetesindeki bir yazısı nedeniyle kendisi ve yazı işleri müdürü Ülkü Arman birer yıl hapse mahkum oldu; gazete bir ay süreyle kapatıldı.

22 Ocak: Demokrat İzmir gazetesi yazı isleri müdürü Şeref Balçık'a 15 gün, gazetenin sahibi Adnan Düvenci'ye 1 yıl mahkûmiyet cezası verildi.

26 Ocak: 17 gün hapis cezasına çarptırılmış olan Ankara Telgraf gazetesinin sahibi ve yazı işleri müdürü Fethi Giray cezaevine girdi.

17 Şubat: Başbakan Menderes'i Londra'ya götüren uçak Gatwick kasabası yakınlarında düştü. 14 kişinin öldüğü kazada Başbakan Adnan Menderes kurtuldu. (Olayın Türkiye'de duyulması üzerine iktidar ile muhalefet arasındaki gerginlik bir anda yerini ılımlı bir ortama bıraktı. Ancak bu bahar havası fazla sürmedi.)

20 Şubat: Yurda dönen Menderes boğa ve develerin dahi kesildiği görkemli törenlerle karşılandı. Uçak kazasından kurtulmuş olması nedeniyle taraftarları arasında adeta evliya mertebesine yükselen Menderes Eyüp Sultan'a gitti. Yanında büyük bir kalabalıkla türbede dua etti, dağıtılmak üzere resimler çektirdi.

2 Mart: Menderes'in müsteşarı Ahmet Salih Korur, Eyüp Sultan Cami'nin avlusunda büyük bir iftar yemeği verdi. Korur'un imzasıyla davetlilere gönderilen iftar çağrıları 2 Mart 1959 değil, 2 Ramazan 1378 tarihini taşıyordu.

5 Mart: Türkiye ile ABD arasında ikili bir askerî antlaşma imzalandı. ABD'nin diğer Bağdat Paktı ülkeleriyle de imzaladığı bu ikili antlaşmaya göre bu ülkelere doğrudan ya da dolaylı bir saldırı söz konusu olduğunda ABD ülkenin isteği üzerine gerektiğinde silahlı kuvvetlere de başvurarak yardımda bulunacaktı. Bu maddede yer alan "dolaylı saldırı" kavramının, Irak'ta yaşanmış olan darbe benzeri bir tehditle karşılaşıldığında ABD'nin mevcut iktidarın yardımına koşacağı anlamına geldiği yorumu yapıldı. Çünkü NATO antlaşması çerçevesinde ABD'nin bir "dış saldırı" konusunda zaten yardım taahhüdü bulunmaktaydı.

11 Mart: Vatan gazetesinden alıntıladığı bir yazıdan dolayı Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman 1 yıl 4 ay hapse, 4.000 lira ağır para cezasına mahkum edildi. Ayrıca Ulus gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı.

12 Mart: Haber gazetesinin sahibi ve yazı işleri müdürü Vedat Refioğlu'na usulsüz tekzip yayımlamaktan 12 gün hapis cezası verildi.

13 Mart: Amerikalı gazeteci Pulliam'ın Türkiye hakkında yazdığı bir yazıyı Ulus gazetesinde yayımladığı gerekçesiyle gazetenin yazı işleri müdürü Erman'a 16 ay hapis cezası verildi; Ulus bir ay kapatıldı.

20 Mart: Akis dergisi yazı işleri müdürü Yusuf Ademhan 12 ay hapis cezasına mahkum edildi. Dergi bir ay süreyle kapatıldı.

23 Mart: Ankara'da yayımlanan Öncü gazetesi süresiz olarak kapatıldı.

26 Mart: Akhisar'da çıkan İbret gazetesinin sahibi ve yazı işleri müdürü Mustafa Deral, yayım yoluyla hakaretten 10 ay hapis cezasına hüküm giydi.

15 Nisan: Başbakan Menderes bindiği Giresun ve refakatindeki Gelibolu muhripleri ile İspanya'ya gitti. Bu, bir örneği daha önce ve daha sonra hiç görülmemiş pahalı bir "yöntem" olarak tarihe geçti.

25 Nisan: CHP'li Kemal Satır'ın yaptığı konuşmayı yayımladığı için Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Beyhan Cenkçi 10 ay hapis cezasına mahkûm edildi. Ulus gazetesi bir ay süreyle kapatıldı.

29 Nisan: Tekzipleri usulüne uygun yayımlamadıkları için Demokrat İzmir gazetesi yazı işleri müdürü Şeref Balçık 14 gün, İstanbul Havadis gazetesi yazı işleri müdürü Hamdi Tezkan 12 gün hapis cezası aldı.

30 Nisan: İsmet İnönü'nün Uşak gezisinde olaylar çıktı. İnönü'nün Kurtuluş Savaşı'nda karargâh olarak kullandığı evi ziyareti Uşak valisi tarafından önlenmek istendi. Valinin bu yasa dışı buyruğunu kabul etmeyen emniyet müdürü ve jandarma komutanı aynı gün görevden alındılar. Polis, halkı dağıtmak için göz yaşartıcı bomba kullandı. Akşam Uşak iline civardan DP'li partizanlar getirildi.

1 Mayıs: Uşak'tan ayrılmak üzere tren istasyonuna gitmekte olan İnönü'nün arabası önü kesilerek durduruldu. İnönü arabadan inip yaya olarak istasyona giderken arkasından başına taş atıldı, İnönü başından kan akarak trene ulaştı ve İzmir'e gitti. İzmir'de CHP'nin yapmak istediği toplantı engellendi. DP'li partizanlar Demokrat İzmir gazetesini bastılar, matbaa makinelerini parçaladılar.

2 Mayıs: İzmir'de CHP Genel Başkanı ve ana muhalefet lideri İsmet İnönü'yü karşılamaya gelenleri jandarma dağıttı. 10 kişi yaralandı, olaya yayım yasağı kondu.

4 Mayıs: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün arabası Topkapı'da trafik müdürü tarafından durduruldu. Çevrede organize olarak toplanmış ve içirilmiş zorbalar tarafından araba sarıldı. Bir binbaşının olaya müdahale edip askerlere emir vermesi sonucu İnönü son dakikada linç edilmekten kurtuldu. Olaya yayım yasağı kondu. Aynı gün Cumhuriyet Halk Partisi milletvekilleri protesto amacıyla meclis oturumuna katılmadılar.

11 Mayıs: Bursa'da yayımlanan Yeni Ant gazetesinden Derviş Sami Tasman ve Fethi Tasman da 1 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldılar.

20 Mayıs: Vatan gazetesi yazarlarından Sadun Tanju, saldırıya uğradı.

27 Mayıs: Ankara’da yayımlanan Zafer ve Yenigün gazeteleri ile Ulus gazetesi 1 ay süreyle kapatıldı. Ulus gazetesi yazı işleri müdürü Ülkü Arman, Bülent Ecevit'in bir yazısı nedeniyle 10 ay hapis cezası aldı.

3 Haziran: Polis, Zonguldak Maden İşçileri Kongresi'ni dağıttı.

3 Haziran: İzmir Demokrat gazetesi 1 ay kapatıldı. Gazeteci Adnan Düvenci ve Şeref Baksık 16'şar ay hapis cezasına çarptırıldılar.

24 Haziran: Doğan Avcıoğlu'nun İran Şahı Rıza Pehlevi'ye ilişkin yazısı nedeniyle Akis dergisi hakkında dava açıldı.

8 Temmuz: Ulus gazetesinden Oktay Verel ve yazı işleri müdürü Beyhan Cenkçi birer buçuk yıl hapis cezasına çarptırıldı. Ulus gazetesi bir ay süreyle kapatıldı.

13 Temmuz: Trabzon'da bir Amerikan üssü kuruldu.

29 Temmuz: İstanbul'da 3, Nazilli'de 1 gazeteci hapse mahkûm edildi.

31 Temmuz: Türkiye (sonradan AB'ye dönüşecek olan) Avrupa Ekonomik Topluluğu'na (AET) üyelik için resmen başvurdu.

19 Eylül: İncelemelerde bulunmak için Çanakkale'ye gelen CHP milletvekilleri İbrahim Saffet Omay ve Daniş Yurdakul'u taşıyan geminin limana yanaşması DP'liler tarafından engellendi ve İmroz'da indirildiler. Gece bir motorla gizlice İmroz'dan Çanakkale'ye geçen iki milletvekilinin gerek Geyikli'ye gelişlerinde gerekse döndükleri zaman İstanbul rıhtımında karşılanışlarında DP'li grupların saldırıları çatışma yarattı.

7 Kasım: CMP lideri Osman Bölükbaşı 10 ay hapse mahkûm oldu.

16 Aralık: Vatan gazetesi 1 ay süre ile kapatıldı.

1960

1 Ocak: Lüks otomobiliyle bir süredir yurt gezilerini sürdürmekte olan Said-i Nursî İstanbul'a geldi.

5 Ocak: Mersin'e gitmekte olan Menderes'in önüne Tarsus'ta elinde kasap bıçağı olan Ali Bayat adlı bir şahıs çıktı ve bacaklarının arasına sıkıştırmış olduğu beş yaşındaki çocuğu göstererek "uçak kazasından kurtulduğunuz için oğlumu size kurban edeceğim" dedi. Son anda engellendi.

5 Ocak: Kim dergisi sorumlu yazı işleri müdürü Şahap Balcıoğlu Amerikalı gazeteci Eugene Pulliam'ın Türkiye hakkında yazdığı yazıyı yayımlamak suçundan yediği 16 aylık cezasını çekmek üzere cezaevine girdi.

5 Ocak: Said-i Nursî'nin doğu illeri valilerine yazdığı bir mektup CHP'liler tarafından ele geçirilince basında yer aldı. Said-i Kürdî mektupta şunları söylemekteydi: "Şark bölgesinde komünistliği 60 bin Nursî sayesinde önlemekteyim. Bu 60 bin talebenin içinde bir iki ahlaksız da çıkabilir. Bunları kitlemize mal etmek doğru değildir. Bu yüzden bölgenizde Risale-i Nurlar toplattırılmamalıdır. Nasıl ki Arapça ezan okutturduk ve bu sayede müslümanları Demokrat Parti cephesinde topladığımız malumunuzdur. Şimdi de dağıttığımız bu Risale-i Nurlarla komünizmle ve masonlukla savaşacağız. Müslüman demokratların göstereceği yardıma güveniyorum. Bundan ötürü birkaç defa Ankara'ya gittim, müslüman vekillerle görüştüm. Bilhassa başvekil sayın Adnan Bey ve Millî Eğitim Vekili Tevfik İleri ve sayın İçişleri Vekili Namık Gedik'ten bu neticeyi tayin ettim. –Said-i Nursî"

25 Şubat: CHP'li Cemil Sait Barlas, 10 ay hapse mahkum oldu.

26 Şubat: Hükûmet, İnönü'nün diğer birkaç milletvekili ile birlikte siyasî faaliyetleri nedeniyle dokunulmazlığının kaldırılmasını istedi.

7 Mart: Gazeteci Ahmet Emin Yalman, 15 ay 16 günlük mahkumiyetini çekmek üzere cezaevine girdi.

2 Nisan: Partisinin il kongresine gitmekte olan CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün bulunduğu tren Kayseri'ye 32 km kala valinin emriyle askerî birlikler tarafından önü kesilerek durduruldu. Saatlerce süren bir sinir mücadelesini kazanan İnönü Kayseri'de büyük bir kalabalık tarafından karşılandı.

3 Nisan: Ankara'ya dönüş yolunda Yeşilhisar'a uğramak isteyen İnönü'nün otomobili İncesu Köprüsü üzerinde askerî kamyonlar ve askerlerin oluşturduğu barikatlarla kesildi. Saatler süren tartışmalardan sonra İnönü barikatları yürüyerek yardı ve geçti.

5 Nisan: CHP Meclis Grubu yayınladığı bildiriyle son olaylar üzerinde durarak yurdun selameti bakımından seçimlerin bir an önce yapılmasını istedi.

7 Nisan: Başbakan Menderes, parti grubunda konuştu: "Memleket bugün kabili idare olmaktan çıkmıştır. İşler çoktan laçka olmuştur. Adliye işlemez hale gelmiş, idare aciz düşmüştür..."

7 Nisan: CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün Kayseri gezisinde karşılaştığı engellemeler ve bunlara alet edilmeleri nedeniyle bazı subaylar ordudan istifa etti. İstifa eden subaylar tutuklanarak cezaevine konuldular.

12 Nisan: DP Grubu yayımladığı bildiri ile CHP'yi "silahlı ve tertipli ayaklanmalar hazırlamakla", bir kısım basını da bunu yalan ve çarpıtılmış haberlerle desteklemekle suçladı ve üç ayda işini bitirecek bir Tahkikat Komisyonu'nun kurulması yönünde kararın alındığını açıkladı.

18 Nisan: DP Bursa Milletvekili Mazlum Kayalar ve DP Denizli Milletvekili Baha Akşit'in, "CHP'nin yıkıcı, gayri meşru ve kanun dışı faaliyetlerinin memleket sathında cereyan tarzı ve bunların mahiyetlerinin nelerden ibaret olduğunu tahkik, tespit ve memleketin her tarafında yoğun bir halde görülen kanun dışı siyasi faaliyetlerin muhtelif sebeplerine intikal etmek, matbuat meseleleriyle adli ve idari mevzuatın ne suretle tatbik edilmekte olduğunu tetkik eylemek üzere meclis tahkikatı açılmasını isteyen önergeleri" kabul edildi. Önergenin görüşülmesi esnasında mecliste sert tartışmalar yasandı. İnönü: "Biz demokratik rejimi kurduk. Bu demokratik rejimi istikametinden ayırıp baskı rejimi haline getirmek tehlikeli bir şeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben bile sizi kurtaramam..." dedi.

27 Nisan: Meclis bünyesinde kurulan 15 üyeli Tahkikat Komisyonu'na ek yetkiler veren kanun uzun ve çetin tartışmalardan sonra kabul edildi. 12 CHP milletvekili 3-6, İnönü ise 12 oturum meclisten çıkarılma cezası aldı. İnönü'nün konuşmasının tutanaklardan silinmesi kararı alındı. Oturumdan çıkarılma cezası alan CHP milletvekilleri direnince genel kurul salonundan polis zoruyla çıkarıldılar. Komisyonun ilk icraatı, ülkedeki tüm siyasal etkinliklerin ve meclis görüşmelerinin yayımlanmasını yasaklamak oldu.
Kurulan komisyon; sivil ve askerî savcılarla yargıçların tüm yetkilerine sahip olacak, istediği ev ve kuruluşu basabilecek, öngördüğü evrak, belge ve eşyalara el koyabilecek, gazeteleri toplatabilecek ve matbaalarıyla birlikte kapatabilecekti. Komisyon kararlarına karşı gelmenin veya savsaklamanın cezası üç yıla kadar hapis olacaktı. DP'nin yargı yetkisini özel bir heyete veren bu kararı açık bir anayasa ihlaliydi ve iktidardan düşüp yargılandıklarında sorumlu tutuldukları en ağır suçu oluşturdu.

28 Nisan: TBMM görüşmelerini haber yapmaya kalkışan tüm gazeteler toplatıldı.

28 Nisan: İstanbul Üniversitesi öğrencileri, üniversite merkez binasında hükûmet aleyhine gösteri yaptı. Güvenlik güçleri gösterilere müdahale etti. Güvenlik güçlerinin üniversiteden ayrılmasını isteyen rektör Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, tartaklanarak emniyet müdürlüğüne götürüldü. Polis çaresiz kaldı, ordu birlikleri çağrıldı. Gösterilerde İÜ Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polis ateşi sonucu vurularak öldü, 40 kişi yaralandı. Üniversiteden çıkıp Sirkeci'ye kadar ilerleyen gençlerin karşı tarafa geçmemesi için köprüler açılarak geçiş kesildi. Ankara ve İstanbul'da sıkıyönetim ilan edildi.

29 Nisan: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler ile Hukuk Fakültesi öğrencileri de eyleme geçtiler. İstanbul'daki eylemler de sürdü. Ankara ve İstanbul üniversiteleri 1 ay süreyle kapatıldı.

30 Nisan: Gençlerin protesto eylemleri sırasında tank üzerinden düşen Nedim Özpulat adlı genç öldü. İstanbul'da bir gün sokağa çıkma yasağı ilan edildi. Ali Ulvi'nin karikatürü nedeniyle Cumhuriyet gazetesi 10 gün süreyle kapatıldı.

2 Mayıs: NATO Bakanlar Konseyi İstanbul'da toplandı. Protesto gösterileri yapıldı.

3 Mayıs: Emekli olmak üzere izne ayrılan Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel, yazılı olarak hükûmeti uyarmak istedi. Bu mektup ihtilalden sonra açıklanmıştır. (Cemal Gürsel'in Menderes'e uyarı mektubu bkz: EK-4.)

4 Mayıs: Yeni Sabah gazetesi 10 gün süreyle kapatıldı. Demokrat İzmir gazetesinden 16 kişi mahkûm oldu.

5 Mayıs: Demokrat Partililer hükûmete destek için Kızılay'da bir gösteri düzenlemeye karar verdiler. İktidara karşı gençler de aynı gün, aynı saat, aynı yerde gösteri yaptılar. (Gençlerin bu eylemi yapabilmek için "fısıltı gazetesi" denilen yöntemle haberleşmede kullandıkları 555 K, yani "beşinci ayın beşinde, saat beşte, Kızılay'da" parolası siyasî tarihe geçmiştir.) Dolayısıyla DP'nin gösteri plânı geri tepmiş oldu ve Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve Başbakan Adnan Menderes alanda protestolarla karşılandı.

6 Mayıs: 555K gösterilerinin fotoğraflarını ve haberini yayımladığı gerekçesiyle Zafer gazetesi 1 hafta kapatıldı.

6 Mayıs: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Cemal Gürsel görevinden izinli olarak ayrıldı.

9 Mayıs: Hür Adam gazetesi 10 hafta kapatıldı

16 Mayıs: Millî Eğitim Bakanlığı 19 Mayıs gösterilerini yasakladığını açıkladı.

18 Mayıs: Akşam gazetesi 20 gün süreyle kapatıldı.

21 Mayıs: Harp Okulu öğrencileri Ankara'da hükûmet aleyhinde sessiz bir yürüyüş yaptılar. Önlem olarak Harp Okulu öğrencileri tatile gönderildiler.

22 Mayıs: Haberleşmeye sansür koyan Ankara Sıkıyönetim Komutanlığı, beş kişinin bir araya gelerek dolaşmasını yasakladı.

25 Mayıs: Meclis 20 Haziran 1960 tarihine kadar tatil edildi. Bugünkü birleşimdeki konuşmaların yayımlanması yasaklandı.

27 Mayıs: İHTİLAL. Türk Silahlı Kuvvetleri idareyi ele aldı. Meclis feshedildi. Yeni anayasa ve demokratik müesseselerin kurulması hazırlığına başlanıldı.

28 Mayıs: Cumhurbaşkanı Celal Bayar istifa etti. 3 asker, 14 sivilden oluşan bir hükûmet kurulduğu duyuruldu.

29 Mayıs: DP İçişleri Bakanı Dr. Namık Gedik tutuklu bulunduğu Harp Okulu'nda pencereden atlayarak intihar etti. Gözaltına alınmış olan 150 kişi Yassıada'ya getirildi.

EK-1

Halkevlerinin topluma katkılarının özeti

Kapatılana dek geçen yirmi yıl içinde 478 halkevi ve 4.322 halkodası açılmış, bu örgütlerle Anadolu'nun en uzak yörelerine ve en küçük birimlerine ulaşılarak büyük bir aydınlanma atılımı gerçekleştirilmişti. Halkevleri, daha Atatürk'ün ölümüne dek geçen ilk sekiz yıl içinde dahi 23.750 konferans, 12.350 temsil, 9.050 konser, 7.850 film gösterisi ve 970 sergi gerçekleştirmişti. Aynı dönem içinde 2.557.853 yurttaş halkevleri kütüphanelerinden yararlanmış, 48 bin yurttaş çeşitli kurslara katılmış, 50 dergi yayımlanmıştı.

EK-2

Köy enstitülerinin topluma katkılarının özeti

Atatürk'ün başlattığı Anadolu aydınlanması etkili olduğu kısa süre içinde ulusal bilinçle donanmış aydın yetiştirmede yeterli olmasa da önemli kazanımlar elde etmişti. 1945 yılına gelindiğinde yalnızca 4 yıllık köy enstitüleri döneminde 1.726 ilkokul açılmış; 2.757 öğretmen, 604 eğitmen, 163 gezici başöğretmen, 265 gezici sağlık memuru yetişmişti. Köy enstitüleri,
kendi olanaklarıyla 37 kamyon almış, 6 enstitüde elektrik üretmiş, köylerde 741 işlik, 993 öğretmen evi, 406 bölge okulu, 100 km yol ve 700 ayrı türde bina yapmıştı. Köy enstitüsünü bitiren öğretmenler, Atatürk'ün amaçladığı gibi, görevle gittikleri köylere aydınlığı ve uygarlığı götüren ulusçu aydınlar haline gelmişlerdi.

Köy enstitülerini kapatma sürecini ilk başlatan CHP olmuştur. DP tarafından daha hızlı bir biçimde içleri boşaltılmış ve nihayet kapılarına kilit vurulmuştur. Kapatıldıklarında, o güne kadar yetiştirmiş oldukları insan sayısı, 16.400 öğretmen,
7.300 sağlık memuru, 8.756 eğitmendi.

EK-3

Osman Bölükbaşı'nın tutukluluğu hakkındaki yazı

Osman Bölükbaşı, 1957 yılında dokunulmazlığı kaldırıldığı için, Ankara Adliyesi'ne çağrıldı. Mahkeme kapısında beklerken, bir polisin tavrına sinirlenip ansızın adliyeden ayrıldı.

Bölükbaşı, siyasî polis tarafından evinde bulunup, tekrar mahkemeye getirildi. CMP lideri hakim huzuruna çıkarıldıktan sonra tutuklandı.

Demir kapı gürültüyle açıldı. Herkesin gözü kapıya dikilmişti. "Galiba geldi." dedi mahkžumlardan biri. Koğuşun kapısı aralandı. Upuzun boylu bir adam göründü. Yanında gardiyanlar vardı. Başını, kapının pervazına vurmamak için bir hayli eğildi ve içeriye girdi. Mahkžumlardan biri, yeni gelen bu uzun boylu kişiye "Çabuk geldiniz" dedi."

Ankara Hilton'un siyasi konuğu
Evet, çabuk gelmişti. Osman Bölükbaşı, cezaevinde gazetecilerin "Hilton" dedikleri koğuşa yerleşti. Önce birkaç günlüğüne, sonra birkaç aylığına burada konuk olacaktı.

2 Temmuz 1957 gecesiydi
Bölükbaşı, yorgun ve şaşkındı. Koğuştakiler, rahat etmesi için ellerinden geleni yaptılar. Ranzaya uzanan Bölükbaşı, tavanda yanan çıplak ampule bakarken, buraya nasıl geldiğini düşünüyordu.

Ankara Adliyesi'nin koridorundaki tahta sandalyede otururken bir polis memuru gelip, avukatlar dahil herkesin oradan uzaklaşması için savcının emir verdiğini söylemiş, bunun üzerine Bölükbaşı patlamıştı: "Savcı, böyle bir emri veremez. Sanık, avukatıyla her dakika temas edebilir. Ben hâlâ milletvekiliyim. Hakkımda tutuklama kararı da yok. Bana elinizi süremezsiniz, ben gidiyorum."

Bölükbaşı bu sözlerden sonra polislerin şaşkın bakışları arasında koridordan merdivenlere, oradan da adliyenin dış kapısına kadar ulaştı. Kapıda kendisini bekleyen partililer, "Hürriyet kahramanı, çok yaşa!" diye bağırıyorlardı.

Bölükbaşı, bir arabaya atladığı gibi Necatibey Caddesi'ndeki evine gelmişti. Evin önü de, adliye gibi kalabalıktı. Partililer alkışlıyor, sevgi gösterilerinde bulunuyorlardı. Ev, ziyaretçi akınına uğramıştı. Fethi Çelikbaş, Feridun Ergin, Enver Güreli ve Behçet Kayaalp'ten oluşan Hürriyet Partisi heyeti geçmiş olsuna gelmişti. Bölükbaşı, "Hürriyet'in partisi gelir ama, kendisi gelmez." diyerek, yaşlı gözlerle çocuklarına sarılıyordu.

Bölükbaşı, Ankara Polisi'ni peşine taktı
Biraz sonra, Ankara Emniyeti Birinci Şube Müdürü Niyazi Bicioğlu, evin kapısında göründü. Ardından halk, polis tarafından copla dağıtılmaya çalışıldı. Bölükbaşı, polis gözetimi altında ekip arabasına bindirilip adliyeye götürülerek, tutuklama kararı eline tutuşturuldu.

Kırmızı renkli cezaevi arabası, adliyenin arka kapısında onu bekliyordu. CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, tutuklanışının ilk ziyaret gününde Bölükbaşı'yı görmek için cezaevine geldi. Damadı gazeteci Metin Toker, mahkžumiyetini, "Hilton"da geçirdiği için, paşa birkaç aydan beri buranın müdavimi olmuştu. Bölükbaşı, mahkužmlarla avukatların görüştüğü hücrede paşayı bekliyordu.

İki lider, bir odada uzun uzun konuştular. Paşa, Bölükbaşı'na moral verdi.

İnönü'den Bölükbaşı'na hapishane ziyareti
Bölükbaşı, bu ziyarete ilişkin anısını, daha sonra şöyle anlatacaktı: "Ertesi sabah, 'Bir misafiriniz geldi.' dediler. 'Kimmiş misafirim?' dedim. Az sonra avukatların odasında, İsmet Paşa ile karşılaştık. Tabii arada tel var. İlk sözü şu oldu: 'Kahraman kardeşim, yüzünü tellere daya, tellerini öpeyim!' Yüzümü tellere dayadım ve öptü. O anı hiç unutamam."

Bölükbaşı'nın avukatı Fuat Arna, bu arada boş durmuyor, müvekkilini tahliye için girişimlerde bulunuyordu. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'ne yaptığı itiraz da reddedilmişti. Yasaya göre, en yakın ağır ceza mahkemesine bir kez daha itirazda bulunabilirdi. En yakın ağır ceza mahkemesi ise Keskin ilçesindeydi. Arna'nın itirazı üzerine, Sırrı Kalayoğlu'nun başkanlığında toplanan Keskin Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı inceledi, tanıkları dinledi ve Bölükbaşı'nın tahliyesine karar verdi. Karar, telgrafla Ankara'ya ulaştırıldı. Bölükbaşı, birkaç gün sonra tekrar evindeydi. Eşini ve çocuklarını yanına alarak, bu kez İstanbul'daki gerçek Hilton'da dinlenmeye gitti.

Ankara'da ise, tutuklama kararı yeniden onaylandı. İstanbul'a haber salındı. İstanbul Hilton'dan alınan Bölükbaşı, bir trene bindirilerek Ankara'ya yollandı. Tekrar "Ankara Hilton"a gelmiş, özgürlüğü ise yaklaşık 24 saat sürmüştü. Bölükbaşı gibi kabına sığmayan bir politikacının cezaevi günlerinin çok zor geçeceği belliydi. Gazeteleri her gün aldırıyor, son satırına kadar okuyordu. Bir yıl önceye alınan ve 27 Ekim 1957'de, yani 3 ay sonra yapılacak olan genel seçimlere, muhalefet partilerinin işbirliği içerisinde girmek için yaptıkları çalışmaları gazetelerden izliyordu. Dört duvar arasına sıkışmışlığın getirdiği çaresizlik, aile özlemi, eşinin beklediği bebek... İşte bu manzara karşısında, Bölükbaşı'nın sinirleri iyice bozulmuştu.

Diktafoncu Hasan Efendi, yine işbaşında
Bölükbaşı, her gün yemeğini getiren sadık ve vefalı partidaşı, Diktafoncu Hasan Efendi aracılığıyla eşine küçük not kağıtları ile sorular soruyor, o da yazılı cevap veriyordu. Mediha Hanım, bebek bekliyordu. 1957 yılının Eylül ayı başlarında bir kız çocuğu dünyaya getirdi. Adını önceden kararlaştırmışlardı: "Gönül Hürriyet"

Haber cezaevine ulaştığında Bölükbaşı çok sevindi. Koğuştaki arkadaşlarına çay ısmarladı. Ve arkasından konuştu: "Hürriyet dünyaya geldi; inşallah Türkiye'ye de gelir."

Bölükbaşı, "Ankara Hilton"da zor günler geçiredursun; genel seçimler gelip çatmıştı. DP, Seçim Yasası'nda yaptığı bir değişiklikle, muhalefet partilerinin seçimlerde işbirliği ve ortak liste yapmalarını önledi. 27 Ekim 1957 günü yapılan seçimleri yine DP kazanmış ancak oy oranı düşmüştü. DP'nin çıkardığı milletvekili sayısı 424, CHP'nin ise 178'di. Seçimlere hapishanede giren Osman Bölükbaşı, yine milletvekili seçilmişti. TBMM'deki yeni dönemin ilk gününde, milletvekilleri yemin ederken, Bölükbaşı da "Ankara Hilton"daki yatağına uzanmış, olan biteni radyodan dinliyordu.

Hapishane koğuşunda milletvekili yemini
Birden yataktan fırladı. Üzerinde pijamaları ile cezaevi koğuşunda, milletvekili yemini etti. Tekrar milletvekili seçilerek, dokunulmazlığı yenilenen Bölükbaşı'nın derhal serbest bırakılması gerekiyordu. Ama seçimi kazanan DP'nin önde gelenleri ise pek öyle düşünmüyorlardı. Bölükbaşı'nın avukatı ve dava arkadaşı Ahmet Tahtakılıç, Kırşehir milletvekilleri Osman Canatan ve Hayri Çopuroğlu ile birlikte, o günlerde Başbakan Adnan Menderes'i ziyaret ederek, tekrar milletvekili seçilen Bölükbaşı'nın hapisten çıkarılması gerektiğini anlattılar. Bu ziyaret duyulur duyulmaz, Bölükbaşı'nın rakipleri müthiş bir şekilde kazan kaynatmaya başladı. Cesur ve kabadayı Bölükbaşı demek ki Menderes'e yalvaracak hale gelmişti!

"Ankara Hilton"dan zor kurtuldu
Oysa Tahtakılıç'ın Menderes'i ziyaretinden, Bölükbaşı'nın haberi bile olmamıştı. Bölükbaşı avukatları Fuat Arna, Niyazi Ağırnaslı ve Ahmet Tahtakılıç'ın yoğun çabaları sonunda nihayet tahliye edildi. Hapishanenin kapısında omuzlara alındı, sevgi gösterileri ve çiçeklerle sarılmış halde evine getirildi. Eşini ve çocuklarını hasretle kucakladı. "Ankara Hilton"daki zoraki konukluğu, artık sona ermişti. Yeniden partisinin başındaydı ve mücadelesine, bıraktığı yerden devam edecekti.

Ankara Cezaevi "Hilton" Koğuşu
DP, iktidarının ilk yıllarında basınla iyi ilişkiler içindeydi. Bir süre sonra hükûmetin politikaları eleştirilmeye başlanınca iktidarın basına karşı tutumu da değişti. Basın eleştiri dozunu arttırdıkça iktidar da sertlik derecesini yükseltiyordu. Öyle ki; "İspat hakkı tanınsın mı, tanınmasın mı?" tartışmaları 1950'li yılların ortalarında DP içinde de gürültülere neden olmuş, azınlıkta kalanlar partiden ayrılıp Hürriyet Partisi'ni kurmuşlardı.

1950-1960 yılları arasında Toplu Basın Mahkemeleri kararları ile gazeteciler, karikatüristler cezaevlerinde konuk oluyorlardı. Yazıları ve çizgilerinden avlananlar, Ankara, İstanbul ve İzmir cezaevlerine konuluyordu. Bunların en ünlüsü, Ankara Merkez Cezaevi'ydi. Buraya düşen basın mensupları yattıkları koğuşa bir de ad takmışlardı. "Ankara Hilton". Havalandırmaya çıkarıldıklarında volta attıkları yerin adı da "Menderes Bulvarı"ydı. Dönemin ünlü yazar ve çizerlerinden Hüseyin Cahit Yalçın, Ahmet Emin Yalman, Ratip Tahir Burak, Bedi” Faik ve Naim Tiralı İstanbul'daki cezaevinde yatarken, Ankaralı gazetecilerin çoğu da "Hilton Koğuşu"nda çile çekiyordu...
–Hulusi Turgut, 22 Ocak 2002

EK-4

Cemal Gürsel'in Menderes'e uyarı mektubu

"Aziz vekilim,

Dün geceki konuşmalarımızın ışığı altında, zatı alinizi memleketin huzur ve istikrarı için alınması lazım gelen tedbir ve kararlar hakkındaki görüşlerimi arz etmeyi millî ve vatanî bir vazife bilirim.

Sayın başbakanın açıklamalarını dinledim ve okudum. Bunlarda, benim düşüncelerimin kabulüne müsait bir zemin henüz mevcut olmadığı aşikar olarak belli ise de, yine de düşüncelerimin sizlere iblağının zaruretine inanıyorum.

Muhterem vekilim,

Şu hakikati kabul etmek lazımdır ki, Kayseri hadiseleriyle başlayıp son karar ve feci olaylara kadar devam eden vak'alar vatandaş ruhunda derin teessür ve hükûmete karşı telafisi güç hoşnutsuzluklar yaratmıştır. Hele, ordunun talebelere karşı akılsızca kullanılması işin vahametini artırmış, ordu mensuplarında huzursuzluk ve güvensizlik hisleri belirmiş, korkulan şey olmuş, ordu politikaya karıştırılmıştır.

Sayın vekilim,

Bu ahval küçümsenecek, cebir ve şiddetle geçiştirilecek şeylerden değildir. Memleket, hükûmet ve partinizin düştüğü bu müşkül vaziyeti kurtarmak için sükûnetli, fakat ciddi ve cezri tedbirler almak lazımdır. Bu tedbirler şunlar olmalıdır:

1. Cumhurbaşkanı istifa etmelidir. Çünkü bütün fenalıkların bu zattan geldiği hakkında memlekette umumi bir kanaat vardır.
2. Kabinede iyi kabul edilmeyen ve suihalleri bütün memlekette yayılmış bulunan zevat çıkartılmalı, yeni kabine mutlak dürüst, makul, zorcu değil; adalet ve şefkat hissi taşıyan zevattan kurulmalıdır.
3. İstanbul, Ankara valileri ve emniyet müdürleri süratle değiştirilmelidir.
4. Ankara Örfi İdare Kumandanı derhal değiştirilmelidir.
5. Son çıkarılan ve tahkikat komisyonları ihdas eden kanun kaldırılmalıdır.
6. Mevkuf gazeteciler af kanunu ile kısa zamanda tahliye edilmelidir.
7. Son hadiselerde tevkif edilen talebeler serbest bırakılmalı, ilim müesseseleri yeniden faaliyete geçmelidir.
8. Şimdiye kadar çıkarılan bütün antidemokratik kanunlar tedricen kaldırılmalıdır.
9. Vatandasın hürriyet ve eşit muamele hakkına mutlak surette riayet edilmelidir.
10. Ordunun meseleleri süratle halledilmelidir.
11. Din istismarcılığından vazgeçilmelidir.
12. Suistimaller oluyor mu, bilmiyorum fakat olduğu hakkında umumi bir kanaat mevcuttur ve milletin hükûmete itimatsızlığına sebep olmaktadır. Bu gibi kötülüklerin süratle bertaraf edilmesi lazımdır.
13. Müstesna zamanlar ve günler haricinde hükûmet büyüklerinin memleket gezilerinde suni büyük vatandaş toplulukları ile karşılanmaları usulü terk edilmelidir.

Muhterem vekilim,

Bu yazdıklarım asla bir parti ve politika mülahaza ve tesiriyle yazılmamıştır. Memleketin durumunun bu tedbirlerin alınmasını zarurî kıldığına inandığım için arz edilmiştir.

Sizlerin vatanperverlik ve vicdanlarınıza hitap ediyorum. İyi düşününüz. İyi yapınız. Memlekette çok şeyler yaptığınız muhakkaktır. Fakat bu asla kâfi değildir. Bu yapılan işleri müstemleke idarecileri de yapar, yapıyor ve yapmıştır. Asıl mühim olan toplumun ruhunda yaşama zevk ve azminin geliştirilmesi hak ve hürriyet aşkının kökleştirilmesi ve vatandaş idrakinin yüksek ve necip hislerle donatılmasıdır. Olaylar bu yolda olmadığınızı göstermektedir. Talebelerin hürriyet duygusu ile yaptıkları masumane tezahürata karşı, kıtalar sevk edilmesi ve onların desteği ile emniyet kuvvetlerinin ilim yuvalarının içine kadar girerek talebeleri, profesörleri ile beraber coplarla ve kurşunlarla tedip etmesi, dünyada görülmemiş feci bir şeydir. Bu hengamede kız talebelerin yürekler parçalayan çığlıklarının analar, babalar ve halk ruhunda onulmaz yaralar açacağını ve açtığını anlamamak memleketin huzuru bakımından büyük bir hata ve hazin bir gaflet olduğuna kaniim.

Bizim gençlerimizde hak, adalet ve hürriyet duygularının gelişmesinden ve kemalinden memnun olmamız lazım gelmez mi? İstikbali, hissiz, duygusuz, müstemleke ruhlu, yalnız maddeci bedbaht insanlara mı bırakmak istiyoruz?

Sayın vekilim,

Maruzatım muhakkak ki çok mühim ve hatta çok cüretkâranedir. Fakat memleket için, milletin selameti için, hükûmet ve hatta partinizin kurtarılması için dikkate alınması lazımdır ve hatta çok lazımdır.

Saygılarımla."